TÜM dünya da ilk başlarda Covit 19 salgınını fırsata çevirmek isteyen yöntem anlayışlarına şahit olduk. Pandemi süresince Seküler, Laik sistemlere özgü bir anlayışla, hiç bir ayrım gözetmeksizin dini ayin ve ritüellerin icra edilmesine hoşgörüyle bakarak, bir anlamda kadercilik ve rıza üretimine dayalı kristalleşmiş donuk toplumların hedeflendiğini gördük. Öbür taraftan insanları evlerine tıkayarak korku imparatorluğu paranoyasıyla itaatkar toplumlar oluşturmanın tatbikatını, provasını gördük.Daha önceden yazdığım bir yazıda korona virüsü nedeniyle önerilen karatina ve sosyal izalasyon tedbirlerinin pek çok alışkanlıklarımızı ve toplumsal ilişki düzenimizi değiştirmesinin yatsınamaz bir gerçeklik olduğunu zaten yazmıştım.
Pandemiyle mücadele sürecinde AB ülkelerinin korsanvari bir davranış biçimiyle birbirlerinin sağlık malzemelerine el koyması AB dayanışma ruhunu zedelediğini ve bazı ülkelerin çok açık bir şekilde AB dayanışma ruhunun sorgulanması gerektiği şeklinde beyanlarına şahit olduk. Maske diplomasisi diye tarif edeceğimiz diplomatik ilişkileri gördük.Kademeli normalleşmeyi sağlamak anlamında, atılan adımlarda kıta Avrupası ülkelerinin ekonomik kaygı ve dayanışma adına hareket ederek Türkiye gibi Pandemiyle mücadelede başarılı olmuş bir ülkeyi Turuncu listeye alarak tatil ve turizm yaptırımı anlamına gelen haksız kararlar alınmasına şahit olduk. AB ülkeleri kendileri dış ülkelerden Turist kabul ederlerken, kendi vatandaşları ve ülkesinde bulunan Türklerin Turuncu listede bulunan Türkiye gibi ülkelerden döndüklerinde 14 günlük karantina uygulamasını açıkça Türkiye'ye gitmeyin uyarısı olarak algıladık. Sonuç olarak demek isterim ki; korona bahanesiyle alınan yeni tedbir ve önlemler sadece toplumsal ilişki düzenini değil, devletler arası, diplomatik ilişki düzenini de değiştirmiştir.Metin Yazarel.